Bodrum Tatil Notları – 2015

Çiçekler

Her gidenin beğeni ve özlemle bahsettiği ancak benim uzak durmayı tercih ettiğim Bodrum’a, 11-18 Haziran 2015 tarihleri arasında iki yakın arkadaşımla birlikte gittik. Kalabalık olduğunu ve tarihi yerler açısından fazla bir alternatifi olmadığını düşündüğüm için, bugüne kadar Bodrum yerine rotamı hep daha sakin ve tarihi geçmişi çok daha fazla olan bölgelere çevirdim. Bodrum benim kafamda, 24 saat ve uçlarda yaşanan gece eğlencelerinin olduğu, pahalı, kalabalık ve dejenere olmuş insanların bir araya geldiği bir tatil yeri olarak yer etmişti. Aslında hala da aynı şeyleri düşünüyorum, sadece bu tatil sonrası  düşüncelerime olumlu kısımlar eklendi. Buraya aldığım satırlar çoğunlukla bu pozitif kısma aittir.  Sonuçta herkesin bakış açısı farklı ve farklı olana, farklı düşünene saygı duyarım.

Kumsalda yemek

Uçak biletimizi, 6 ay öncesinden Pegasus’tan aldığımız için çok uygun fiyata aldık. Eğer planlama yapabiliyorsanız, siz de uçak biletinizi erkenden alarak avantaj sağlayabilirsiniz. Pegasus uygun fiyatlı bilet satıyor ancak kalkış saatine uyma ve yer hizmetleri konusunda her zaman sorun yaşamamıza sebep oluyor. Ucu ucuna ve saatli işiniz varsa kesinlikle uçuş saatine güvenerek organizasyon yapmayın. Uçak, giderken zamanında kalksa bile dönerken minimum 1 saat rötarlı kalkıyor ve gecikme yaşamanıza sebep oluyor.

Bodrum havaalanına indiğinizde, çıkışta sizi şehre ulaştıracak otobüsler mevcut. Ben üzerinde Muttaş yazan, Muğla belediyesinin otobüsüne binerek, 10 TL’ye Bodrum merkeze  gittim.  Belki bu tutar sezona göre değişiyordur. (muttas.com.tr)

Bodrum tatilimize başlangıç noktamız Gümüşlük ve yazıma buradan başlıyorum. Tabi burada, arkadaşım Seda’ya teşekkür edeceğim, Bodrum’u iyi bilen biri olarak bana oldukça faydalı bilgiler verdi, önerilerde bulundu. Ayrıca bu sehayatte benimle olan Serap ve İlkay’da epey hazırlıklı gelmişlerdi. Kısaca Bodrum’a hazırlıklı gittik.

Bir çift mavi

Merkezden Gümüşlük minibüslerine bindim ve ilk defa gittiğim için şöföre ineceğim yeri söyleyip yaklaşık 50dk kadar süren yolda etrafı seyretmeye başladım. Yol boyunca daha fazla ağaç görmek isterdim ancak insanoğlu doğaya maalesef izin vermiyor. Her yer bina yada dükkan. Ancak merkezden uzaklaştıkça güzel yerler görmeye başladım.

Gümüşlük’te üç gün Otel Gümüşlük’te kaldık, güleryüzlü ve yardımsever personeliyle sakin bir yer ve çocuklarla kalınabilir bir otel. Odalar geniş ve temiz, bizim odamızın arkasında kurbağalar vardı, çok keyifliydi. Havuz tercih edenler için ağaçların arasında ortalama büyüklükte havuzu mevcut. Kahvaltısı da oldukça güzel. Özellikle bahçesinde oturup, esintiyle birlikte taze simit ve peynirle yaptığımız kahvaltı unutulmazdı.(info@otelgumusluk.com)

Otel Gümüşlüğün misafiri

Deniz tertemiz, maalesef biz oradayken hava rüzgarlı olduğu için hafif dalgalıydı (genelde de rüzgarlı olurmuş). Dar olan plajı kum ancak deniz taşlık ve yürümesi çok zor. Yanınızda deniz ayakkabısı olursa daha rahat denize girebilirsiniz. Kum plajda mekanların şemsiye ve şezlongları mevcut, kullanımları yeme-içme şartına bağlı. Tek sorun biraz iç içe olması. Şezlonglar o kadar yakın yerleştirilmiş ki, aralarından geçip denize ulaşmak için akrobat olmak gerekiyor. Biz şanslıydık çünkü gittiğimiz tarih okulların kapanmasından önceydi ve çok rahat ettik. Ayrıca aynı kumsalda belediyenin ücretsiz şezlong ve şemsiye hizmeti de var. Ancak üzülerek söylüyorum sahil bakımsız ve pis geldi gözüme. Buna, belde belediyelerinin Bodrum merkez belediyesine bağlanması nedeniyle yaşanan yoğunluk ve personel azlığı da sebep olabilir. Tabi gelenler de sahili pis bırakırlarsa içinden çıkılamaz hale gelir. Belki sezonun açılmasıyla biraz olsun bakım yapılmıştır.

Kocaman iri cüsseli köpeklerin, oyuncu kedilerin mutlu şekilde yaşadığı Gümüşlük, oldukça küçük bir yer. Kıyı boyunca yan yana dizilen lokantalar, kumsaldan yürümenize imkan vermez durumda. Bu lokantaların kayıdan içeriye çekilmesi, kıyıların özgür bırakılması gerekiyor. Umarım bir gün Gümüşlüğe tekrar gidersem, bu sefer kumlara basarak istediğim yere kadar yürüyebilirim.

Gümüşlük Çay Bahçesi

Biz yemek konusunda ev yemeği tercih edenlerdeniz, o nedenle özellikle çorba ve zeytinyağlı yiyebildiğimiz Gümüşlük unlu mamülleri ile yan yana olan küçük mütevazi lokantayı bulduk. Aynı kişiye ait olan işletme, Karadenizli bir aile tarafından işletiliyormuş. Yemekleri lezzetli, yan taraftaki tatlı bölümünden de tatlınızı alıp tam karşısındaki çay bahçesinde çayınızı, kahvenizi içebilirsiniz. Çay bahçesini özellikle buraya dahil ettim,  yeri o kadar güzel ve temiz ki oturup kalkmak istemezsiniz. Sandalyeleri, harika Bodrum mavisi, masalar beyaz tertemiz, vazolarda kırmızı begonviller var. Self servis şeklinde hizmet veriliyor ve denize bakarak çay-kahve keyfinizi saatlarce yapabileceğiniz bir yer. Tek sorun tahta sandalyelerde saatlerce oturmak zor.

Çay Bahçesi

Bodrum’da buranın dışında bir çay bahçesi de görmedik. Özellikle denize giremediğimiz çok sıcak öğle saatlerinde burada güzel bir esintide oturmak harikaydı. Lokantaları geride bırakıp kısa bir yürüyüş sonrası sanıyorum belediyenin yaptırdığı tahtadan barakaları kiralayan takıcıların yanyana dizildiği sokak var. Mutlaka gezin, gözünüz gönlünüz açılacak çünkü o kadar özgün ve rengarenk takılar var ki hangisine bakacağınızı şaşıracaksınız. Sokakta yer alan “Cadı” isimli dükkanda her zevke hitap eden takılar vardı ancak bizim beğendiklerimiz oldukça pahalıydı. Bu barakalardan “İnci” isimli takıcının beğendiğimiz modellerinden hatıra amaçlı alışverişimizi de yaptık. Fiyatlar çok makul.

Balık Evi Gümüşlükten manzara

Gümüşlük, özellikle insanların akşam yemeğe geldikleri bir yermiş. Biz de buraya kadar gelip balık yemeden dönmedik. Özellikle tavsiye üzerine gittiğimiz Balık Evi’nde yediğimiz fener kavurma harikaydı. Özellikle yemeğe gitmeden rezervasyon yaptırmanızı öneririm, yoksa manzaraya sırtınız dönük oturmak zorunda kalabilirsiniz, tabi eğer yer bulabilirseniz. Balık evi deniz kenarında değil, Gümüşlük minibüs parkının biraz yukarısında. İki katlı olan restaurantta,  hem balık satışı yapılıyor hem servis veriliyor. Balıklar taze, fiyatlar uygun, servis harika ve üst katın manzarası da uzaktanda olsa deniz gördüğü için hava kararana kadar güzel. (Balık evi : 0252 394 41 53) Yolunuz Gümüşlüğe düşerse mutlaka lezzetli balık yemeğe buraya uğrayın.

Arada bir akşam Turgutreis’e de gittik. Gümüşlük ile karşılaştırınca daha büyük, oldukça kalabalık ve gürültülü bir yer. Turgutreis’e bir kere daha gitmeyeceğime karar verdim. Tek pozitif gördüğüm tarafı heryer birbirine yakın. Meşhur Bitez dondurmasını da pek sevmedim, o nedenle tavsiye edemem.

Deniz, güneş ve sakin geçen üç günlük Gümüşlük günlerimizi,  tatilimize  Yahşi’de devam ettirdeceğimiz için sonlandırdık ve Ortakent Yahşi olarak adresi verilen Lugga otele doğru Gümüşlük’ten bindiğimiz minibüsle hareket ettik. Bindiğimiz minibüs direk ulaşmadığı için Ortakent’ten tekrar minibüsle otelin önüne kadar gittik. Minibüsle her yere ulaşım çok kolay ve kısa aralıklarla tam saatinde kalkıyorlar.

Yahşi
Yahşi

Lugga Otel, kendi sahili olan, oldukça şık bir otel, biz üç kişi olduğumuzdan iki katlı odalardan birini tuttuk. Çok zengin kahvaltısı var. Sivrisinekler cidden rahatsız ediciydi, yolunuz Yahşi’ye  düşerse yanınızda tablet benzeri sivrisinek kovuculardan almanızı kesinlikle tavsiye ederim.

Kıyıların oteller, restaurantlar tarafından istila edilmesi, şezlonglarla doldurulması bana çok yanlış geliyor, buna gerçekten çok kızıyorum.

Lugga Otel
Lugga Otel

Lugga otelin dışarıdan gelenler için küçük bir girişi var buna rağmen çok fazla gelen olmadı bizim kaldığımız sürede. Kıyıların herkesin ulaşabilmesine olanak tanır şekilde bırakılması gerekiyor, sahiller herkesin. Belki bir gün bu konu çözülür. (Lugga Butik Otel = www.lugga.net)

Yahşi, denizi ve merkezi ile oldukça büyüleyici, küçük bir yer, o kadar huzurlu bir yer ki, sakinlik isteyene sakin kalabileceği yerler mevcutken, insanlarla içiçe olmayı tercih edenler için kıyıdaki restaurantlar ve cafeler ideal. Öğle yemeklerimizi otelin dışında, lezzetli ev yemekleri yiyebildiğimiz Yağmur Cafe’de yemeği tercih ettik. Güleryüzlü sahibiyle sohbet ederek, ağız tadıyla yemek yediğimiz bir yer oldu.

Akşam yemeği için yine tavsiye üzerine Gebora Balık Restaurant’ını tercih ettik. Kalabalık olduğu için rezervasyon yaptırmakta fayda var.(Gebora Balık Restaurant : 0252 348 33 40 – 348 36 43)

Genelde esnaf oldukça güleryüzlü ve yardımsever. Alışverişinize kısa bir merhaba ve hatır sormayla başlarsanız aynı yakınlığı görüyorsunuz. Üç gün kaldığımız Yahşi’den uçak saatimizin erken olması sebebiyle bir gece bodrum merkezde kalmak üzere bir gün erken ayrılmak zorunda kaldık. Aldığımız bu kararın çok doğru olduğunu da dönüş sabahı anladık. Yahşi’den en erken minibüs saati sabah 06.00’da idi (minibüs çizelgesi sezona göre değiştiğinden telefonunuza kaydetmenizde fayda var)

Aldığımız bu ani karar sonrası, tavsiye üzerine Bodrum’da sadece bir gece için Menekşe Pansiyonu tercih ettik. İstanbul Küçükyalı’da yaşayan Nihal Hanım’ın işlettiği pansiyon, yeşillikler içinde oldukça huzurlu ve güvenli bir yer. Biraz eski ve bakımsız olsa da kısa süre için bize sadece temiz olması yetti. Nihal Hanım bize oda yerine apart olarak tabir ettikleri kısmı açtı, daracık oda yerine koca bir mekanda konakladık. (Menekşe Pansiyon : 0252 316 58 90)

Begonvil

Bodrum merkez hakkında çok olumlu şeyler yazmak içimden gelmiyor. O kadar suni ve bir o kadar sevimsiz mekanlarla dolu ki, doğaya ait birşey olmadığı gibi denizi göremiyorsunuz bile. Denize ulaşabilmek için yukarıdan bakmak gerekiyor. Yolda yürürken hava gelmiyor düşünün. Gittiğimiz birkaç yerden memnun kaldığımız için yazıma sadece onları aldım. Tavsiye üzerine Sünger Pizza’da pizzamızı üst katta yerken oldukça keyif aldık. Rezervasyonla çalışıp çalışmadıklarını bilmiyorum, sormakta yarar var. Sezon yeni başlamış olmasına rağmen  kapıda kısa süre bekledik. (Sünger Pizza : 0252 316 08 54)

Tatlı yemek için girdiğimiz Yunuslar Pastanesi muhteşemdi diyebilirim. Özellikle farklı tarzda yaptıkları cheesecake unutulmazlar arasına girdi. Bir bardak çay eşliğinde tatlı yemek , tatlı sevmeyen bana bile iyi geldi. Çarşı tarafında yer alan Mado’nun  arka tarafında açık bölümü var, kale manzaralı. Bir çay içip manzarayı seyredebilirsiniz. Ayrıca gece Bodrum’un eski barı olduğu konusunda iddialı olan Veli Bar’a gidip müzik dinleyebilirsiniz. Müzik ve şarkılar güzeldi ancak çıkan sanatçıları (ikiz kardeşlermiş) aşırı laubali bulduğumdan beğenmedim. Yine de müzik dinlenebilir ölçüde.

Bodrum ile ilgili düşüncelerim olumlu ve olumsuz olarak yarı yarıya. Bir daha gidersem eğer, merkezde vakit geçirmeyeceğim kesinleşti. Sahte eğlence ve gereksiz gürültü, kalitesiz mekanlar benim tatil anlayışıma uymuyor, buna rağmen bakış açısı kişiye göre değişir. Merkez yerine rahat denize gireceğim sakin ve mis gibi havası olan koyları tercih edebilirim. Yahşi ve Gümüşlük , bir kere daha gidebileceğim iki ayrı yer olarak aklımda.

Sevgiyle ve geziyle kalın.

Ebru Uçku*2015

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s