Roma : Hayallerimin Şehri

100_0508

Ben yaşadığım şehri seviyorum. Trafik karmaşasına ve kalabalığa rağmen Sultanahmet’te  yürümeyi, Burgaz Ada’da kahvemi yudumlarken uçan martıları izlemeyi, Arkeoloji müzesinin soğuk ve eski taşlarını adımlarken tarihe hissettiğim yakınlığı hep sevdim.  İşte benim Roma’ya olan sevgimin bir kısmında İstanbul sevgim var aslında. İlk defa İtalya’yı, 2005 yılında , Floransa ve Venedik şehirlerini gezmeye gittiğimde gerçekten çok beğenmiştim. Özellikle Floransa beni çok etkilemişti, ancak bu gezime Roma’yı dahil etmemiş,  ayrı bir zamana bırakmıştım. 2014 yılı Kasım ayında arkadaşlarımla  uçak biletimizi alıp hayallerimin şehrine gittik.

100_0479

Pegasus Havayolunun herseyden para alma konusundaki yaklaşımını beğenmesem de , uygun denecek bir fiyata uçak biletimizi  aldık. Eğer seyahat planınızı birkaç ay öncesinden yapabilecek kadar planlıysanız, rahatlıkla uygun bilet  bulabilirsiniz.

12 -16 Kasım 2014 tarihleri arasında tam dört gün, adım adım, toplamda seksen km yürüyerek gerçekleştirdiğimiz Roma turumuz sırasında çok yorulduğumuzu yazmama gerek yok sanırım.

Roma şehir merkezinde, Termini tren istasyonuna yürüme mesafesinde olan Augusta Lucilla Palace otelinde konakladık (augustalucilla@blueglobehotels.com).  Booking.com aracılığı ile bulduğumuz, harika kahvaltısı olan otelimizde, konumu dolayısıyla ve en çokta zengin sabah kahvaltısı nedeniyle rahat ettik. Özellikle otelimize çok yakın olan “Il Tavolinetto”‘da günü bitirip yorgunluk kahvesi içmek ve sohbet etmek harikaydı. Roma’da birinci bölgede olan otellerde şehir vergisi adı altında vergi alıyorlar. Bizde kişi başı €24 vergi ödedik.

Otel,  transfer hizmeti de sunduğu için, Fuimicino havaalanından otele kadar transfer ayarladık. Altı kişi olunca tren yerine havaalanından otelin kapısına kadar gitmek zaman açısından işimize geldi açıkçası. Dönüşte de aynı şöförle anlaşınca yine zaman kaybı olmadan havaalanına ulaştık. Bu nedenle eğer kalabalık bir grup olarak gidiyorsanız kalacağınız otelin transfer hizmeti olup olmadığını araştırabilirsiniz. Biz 6 kişi için € 70 ödedik bu hizmete.

Kısa bir moladan sonra, 12 Kasım’da Roma’daki ilk akşamımızı geçirmek üzere kendimizi sokağa attık. Roma’da her yer tarih , aynı İstanbul gibi. O nedenle geziye başlamadan önce altı kişi  Roma’yı karış karış yürüyerek gezme konusunda anlaştık (gerçi yorulup bir daha benimle gelmek istemeyenler oldu ama, gezi kuralları bölüm bir, madde bire göre rehber ne derse o olur diyerek grubu dağıtmadık :))

100_0393

Aslında sadece haritayla yetinmedik, teknoloji sayesinde navigasyonla,  birbirine benzeyen Roma sokaklarında kaybolmadık.

Roma’yı gezme planı yaparken şehri, harita üzerinde Kuzey-Güney-Doğu-Batı şeklinde dört bölgeye ayırarak gezmeye çalıştık, bu şekilde zamanımızı çok güzel kullandık.

Otelden aldığımız haritaya bakarak en yakın nokta olan İspanyol Merdivenlerine yöneldik.

Bizim İspanyol Merdivenleri dediğimiz yer, Piazza Spagna/İspanyol Meydanı. İspanyol Meydanının bu kadar ünlü olmasına sebep ise tekne biçiminde olan havuz ve çeşmenin  arkasında yer alan merdivenleri .  İspanyol Merdivenlerinin pek çok fotoğrafta rengarenk çiçeklerle dolu fotoğraflarını görmüştüm ancak biz oraya gittiğimizde maalesef çiçek yoktu. Ayrıca merdivenlerin üst kısmında yer alan kilise de onarımda olduğundan fotoğraf çekemedik.

İspanyol merdivenleri turistler tarafından işgal edilmiş durumdaydı biz ulaştığımızda. O nedenle oldukça uzun bir süre güneş batmadan  seyir terasından merdivenleri ve karşı taraftaki kalabalık caddeyi seyrettik. Buradan baktığımda Roma’da olduğumu anladım. Merdivenlerden aşağıya inip karşı caddeye daldık ve sokaklarda haritadan bağımsız Roma’daki ilk gecemizin tadını çıkardık. İspanyol Meydanının tam karşısına denk gelen cadde “Via Condotti” ve gerçekten de dünyanın  en ünlü markaları , şık mağazaları, pastaneler bu caddede yer alıyor, tahmin edeceğiniz üzere çok kalabalık.

100_0711.JPG

İspanyol merdivenlerinden indikten sonra sola döndüğünüzde güzel bir cafe-restoran var. “Caffe Leonardo (Ristorante Leonardo – Piazza Mignanelli 21/A) ” adındaki bu sevimli restaurantın hizmeti çok güzeldi. Garsonları oldukça kibar ve yemekleri ile yemek sonrası içtiğimiz kahve harikaydı. Özellikle gezdiğimiz günlerden birinde yağan yağmurdan kaçarak girdiğimiz Leonardo Kafe’yi rahat ortamı ile hatırlıyorum. Fiyatlar da oldukça uygun.

Fontana di Trevi, bizim değişimizle Aşk Çeşmesi maalesef biz gittiğimizde bakımdaydı, havuzda su olmadığı gibi oldukça pisti. İskeleden heykelleri dahi göremedik maalesef. Doğal olarak da havuza para atıp dilek dileyemedik 🙂 Bu arada Fontana di Trevi_sokakların arasında hiç beklemediğiniz bir yerde minicik bir alanda karşınıza çıkıyor.

Kasım ayı olmasına rağmen hava çok soğuk olmadığından yanımıza aldığımız ince montlarımız yeterli geldi. Roma’ya gelirken hava durumuna mutlaka bakıp yanınıza alacaklarınızı iyi planlayın. Mutlaka ince bir mont, yağmurluk ve şemsiye yanınızda olsun. Kaldığımız süre boyunca sadece bir gün aşırı yoğun yağmurla karşılaştık ve gerçekten iki saat içinde sel nasıl oluyor orada gördük.

Sokaklar cıvıl cıvıl, kafeleri her an dolu olan Roma, sabah erken saatlerden gece yarısına kadar yaşayan bir şehir, tıpkı İstanbul gibi…

100_0685.JPG

Eski taş binaların, küçük dükkanların yer aldığı sokaklarda yürümek gerçekten çok keyifli. Dükkanların minik kapıları, kapılardaki çiçekler, içerideki yumuşak ışık, acelesi olmayan ve neşeli insanlar, tahta masalar ve bisikletlerle dolu Roma, gerçekten  büyük şehir gibi değil de küçük bir köy samimiyetinde oldukça romantik bir şehir. Her adımında farklı bir tat var. Öyle ki, bir sokakta yürürken hiç ummadığınız bir anda karşınıza çıkan bir dondurmacıdan aldığınız dondurmayı yerken, bir yandan da etrafı izlemek, müzik sesleri ve loş sokaklarda dolaşmak çok keyifli.

100_0421.JPG

Roma’da kaybolma ihtimaliniz çok az, çünkü cadde ve sokak isimleri elinizdeki haritayla rahatlıkla takip edebileceğiniz şekilde. Sadece bulunduğunuz lokasyonu ara sıra haritanızdan takip etmelisiniz. Yolunuzu şaşırırsanız eğer, o an bulunduğunuz yerdeki sokak tabelasını işaret edip haritadan göstermesini istediğinizde, size yardımcı olacak çok insan var etrafınızda. Tabi elinizdeki haritaya mutlaka otelinizi işaretlemeyi unutmamalısınız. Bu kısa bilgi navigasyon kullanmadığınız durumlar için geçerli.

100_0457.JPG

Colosseo-Kolezyum gezisini planladığımız güne,  yine harika bir kahvaltı ile başladık.  Roma pass almadığımız için uzun bilet kuyruğunu bir saate yakın zamanda bitirip Roma dendiğinde aklımıza ilk gelenlerden biri olan muhteşem arenayı gezmeye başladık.

SONY DSC
Foto: Ferhat Korkmaz

Gezinizin tadını çıkarmak istiyorsanız mutlaka ayağınızın rahat olması lazım. Aksi takdirde bu gezi eziyete dönüşür , çünkü yapı çok büyük ve saatlerce yürümek durumundasınız. Ve devamında Roman Forum’u da gezdik. O nedenle kesinlikle dinlenerek ve rahat ayakkabılarla gezmelisiniz.  Giriş için € 12 ödedik. Roma’ya gittiğinizde  bu iki yeri mutlaka gezinizin ilk gününe almanızı tavsiye ederim. Gezinizin sonuna bırakırsanız çok yorucu olabilir.

100_0452.JPG

Venedik Meydanında “Bar Brasile”de verdiğimiz kahve molası sonrası, Monumento Vittorio Emanuele II (Abide) ‘yi gezdik. Tam karşısında yer aldığı için hem meydanın hem de Emanuele anıtını keyifle izledik. Oturduğumuz kafe bulunduğu konumun dışında tercih edilir bir yer olmamasına ragmen yorulmuş ayakları dinlendirmek için ideal.

Asansörle terasa çıkıp şehri yukardan görmek çok keyifli, mutlaka çıkıp şehre yukardan bakmalısınız. Kesinlikle tavsiye ederim.

100_0490.JPG

Akşam yemeği için arkadaşlarımız tarafından önerilen pizzacı Baffetto’yu denemek istedik. “Pizzeria Baffetto” adlı dükkan düşündüğümüzün aksine iddialı olmayan bir mekanda harika pizzasıyla ne kadar doğru bir tercih yaptık detirtti. İncecik hamuruyla yapılmış pizzalar gerçekten çok lezzetliydi.

IMG_1170

14 Kasım’da Vatikan gezisi ile güne başladık. Vatikan’ın büyüklüğü nedeniyle ve zaman kaybetmemek için tura katıldık. Vatikan’a gidiş yolunda daha girişe ulaşamadan bize tur sattılar. İnternetten tur fiyatlarını bildiğimiz için bize teklif edilen fiyatı pazarlıkla düşürerek anlaştık. Tur fiyatı konusunda mutlaka pazarlık etmelisiniz. Ancak anlaştığımız fiyat konusunda avantajlımıyız yoksa boşa para mı verdik bunu hiç bilemeyeceğiz.

100_0597.JPG

Vatikan’ın terasından etrafı izlemek çok keyifliydi.

Vatikan’ın büyüleyici galerileri, etkileyici büyüklükteki duvarları ve tavanlardaki detayları kaçırmamak için kafamız yukarıda saatlerce gezdik.

Özellikle, Sistine (Chapel) Şapel’in, Michelangelo tarafından yapılmış,  muhteşem tavan resimleri harikaydı. Konuşmanın dahi yasak olduğu Şapel’de fotoğraf çekmeye izin verilmediğinden elimizde kendi çektiğimiz fotoğraf maalesef yok.

100_0577.JPG

 100_0582.JPG

Özellikle Da Vinci’nin Şifresi kitabından sonra Vatikan’a, arka odalarına ve  gizli bölmelerine olan merakım çok arttığından , gezerken çok heyecanlandığımı itiraf etmeliyim.

IMG_4853.JPG
Foto: Ferhat Korkmaz

 

Karış karış gezdiğimiz Roma sokaklarında beni en çok etkileyen yer Trastevere oldu. Yine Termini’den ve bu sefer otobüs ile şehrin bana gore bu en güzel meydanına yaptığımız rota harikaydı.

Meydanda akordiyoncu Antonyo adıyla müzik yapan biri sayesinde sessiz meydan, muhteşem akordiyon sesiyle dolmuştu. O muhteşem müzik ile kahvelerimizi yudumlayıp  anın keyfini çıkardık. Trastevere dönüşü, nehri takip ederek Sant Angelo Kalesi önünde  fotoğraf çekip yola devam ettik.

100_0467

Akşam yemeği  için gittiğimiz bir restaurantta yer olmaması nedeniyle garson tarafından önerilen  “Bianco Gatto” adlı restaurantta saatlerce süren sohbetle  keyifli bir akşam yemeği  yiyerek Roma tatilimizi taçlandırdık.

Roma havaalanına uçağa biniş saatimizden yaklaşık 2,5 saat önce gitmiş olmamıza rağmen, pasaport kontrolü için açık olan iki gişeden geçmek durumunda kaldık ve maalesef pasaport kontrolündeki bu aksaklıktan dolayı uçağımıza son dakika yetiştik. Bu nedenle özellikle Roma’da Alana erken gitmenizde fayda var.

Oldukça yoğun ve bir o kadar keyfli geçen Roma’da gezmedğimiz yerler mutlaka kaldı ancak özellikle gezip görmek istediğimiz yerleri gezdik ve bunun yanında ufak tefek hediyelikler de almayı ihmal etmedik. Roma’ya birgün tekrar yeniden gitmek üzere vedalaştığımızda yeni rotaları kafamızda planlamıştık bile.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s