Kuşadası – Güzelçamlı

Yaz demek güneş, deniz, sonsuz enerji demek. “yaz” kelimesini duyunca herkes daha mutlu daha huzurlu olur.  Türlü türlü planlar yapılır, “ yazın dansa başlayacağım, spor yapacağım, şuraya gideceğim, diyete başlayacağım…” cım cımlarla süren bir dolu cümleler kurulur.

Yaz mevsiminin verdiği enerji inanılmazdır, bir kere her şeyi yapasınız vardır, çünkü günler uzundur. Güneşin insanlara verdiği sonsuz enerji hissiyle sabah erken kalkıp akşama kadar birçok şey yaparsınız. Bu sene Haziran ayı ilk bahar tadında geçtiği için tam anlamıyla anlaşılamadı ancak baharı sevenler için güzeldi. Yazın kalanı bütün ihtişamıyla yolda.

Ben çocukken yaz mevsiminin geldiğini yazlığa giderken anlardım. Her yaz babam, kardeşimle beni okullar kapanınca ananem ve dedemin (anane kelimesini nasıl söylüyorsam öyle yazmak daha samimi geldi ) yanına yazlığa götürürdü. Yazlığa gidiş yolculukları bana şehirlerarası yolculuklar gibi çok uzun gelirdi. Çünkü benim için şuan neredeyse şehir içi olan Kumburgaz’a gitmek kadar keyifli başka bir şey yoktu. Hele ki, yolda sapsarı ayçiçeklerini (şimdilerde Beylikdüzü, Büyükçekmece ve civarında bina tarlalarının yerinde o dönemde Ayçiçek tarlaları vardı ) gördüğüm an Kumburgaz’a yaklaştığımızı anlar, sabırsızlığım ikiye katlanırdı. İtiraf ediyorum denizi ve güneşi hala çok seviyorum. Mayıs ayında, İstanbul baharı yaşarken Ege ve Güney’de yaz kendini göstermeye başlar. Güneşi severim derken yanlış anlaşılmasın, 40 derecede güneşin altında saatlerce kavrulanlardan olmadım hiçbir zaman. Ama deniz mevsimini özlemle beklediğim doğrudur.

Hazır iş hayatıma ara vermişken, Pazartesi dönüş stresi olmadan tatile gitmek, tek yön biletiyle, saat kavramını bir kenara koyarak tatil yapmak gibisi var mı? İnanın bana uzun yıllardır ilk defa ne zaman döneceğimi planlamadan tatil yapmamıştım. Arkadaşımız Suna’nın daveti üzerine Serap ile Kuşadası’nın güzel köyü Güzelçamlı’ya otobüs biletimizi aldık. Serap dönüş bileti almışken ben ilk defa tek yön bileti aldım.

Evet kafamızda deniz ve güneş planı vardı ancak bahar havasının getirdiği yağmurla adım attık bu şirin köye. Mübadele sırasında Leftere’den gelen 3 ailenin kurduğu Güzelçamlı’da herkes birbirine yakın ya da uzaktan akraba. “Çatlatma be ya kendini” en çok duyacağınız cümleymiş buralarda. Strese girme manasında kullanılan bu cümle bizimde çok hoşumuza gitti.

Köyde, kantaron yağı yapılıyor, kızartmaya yoğurtlama diyorlar. Bir dönem bölgede faaliyette olan ancak şimdi artık var olmayan Fransız tatil köyünde çalışan Güzelçamlı halkının bir kısmı İngilizce ve Fransızcayı akıcı şekilde konuşuyorlarmış. Eskiden şeftali, domates ve çilek üretimi yapılırmış. “Mış” diyorum çünkü artık bu tarlaların yerinde de maalesef binalar var. Bu bilgileri veren, Suna İnsel ve yıllardır Güzelçamlı’da yaşayan kuzeni Gülüm İren’e sevgiler ve teşekkürler.

IMG_8849

Köy dediğime bakmayın siz, adı köy. Gitmeden önce kafamdaki köy imajı ile uzaktan yakından ilgisi yok. Köy evleri zaman içinde çok katlı betonarme binalara dönüşmüş, bunlara ek, yazlık amaçlı kullanılan bahçeli betonarme evler ve apartmanlardan oluşan Güzelçamlı, kışın ve baharda oldukça sakin bir yermiş. Yazın ise okulların kapanmasıyla hareketlilik başlıyormuş. Özellikle bayramlarda nefes alınamaz hale geliyormuş. O nedenle okulların kapanmasından önce giderek keyfini sürdük diyebilirim.

İstanbul’dan Kamil Koç şirketinden tek yön 90TL’ye aldığımız otobüs biletiyle rahat sayılabilecek bir yolculuk yaptık. Yıllardır otobüsle bir yere gitmeyen ben, uçak genişliğinde koridoru ve emniyet kemerli koltukları görünce çok şaşırdım. Yalnız, 50TL’ye uçak bileti varken otobüs biletinin 90 TL  olmasına da şaşırdığımı söylemek istiyorum. İlerleyen satırlarda yazmayı planlamıştım ancak yeri geldiği için söylemek isterim, Kuşadası’ndan Fethiye’ye giderken Pamukkale ile gittim, o nedenle iki firma arasındaki farkı söyleyebilirim. Pamukkale’nin de koridoru oldukça rahat , buna ek olarak koltuklar Kamil Koç’a göre daha rahat ve geniş, öyle ki yanınızdaki kişiye kolunuz değmiyor,  ön koltuk mesafesi de oldukça rahat. Yolda Türk kahvesi de ikram ediyorlar. Kısacası eğer  otobüs ile bir yere gideceksem Pamukkale ile giderim diye düşünüyorum. İstanbul’dan başlayıp yaklaşık 8 saat süren yolculuğumuz, Kuşadası otogarında sona erdi. Yaz sezonunda otobüsler direk Güzelçamlı’ya kadar devam ediyormuş. Bizim için çok sorun olmadı, otogarın hemen karşısından yola çıkıp minibüse bindik, 6 TL karşılığında, 40 dakikalık sarsıntılı geçen (yol yapımı nedeniyle sarsıntılı idi) minibüs yolculuğumuz Güzelçamlı merkezde sona erdi. Bizi karşılayan hafif serin ve rüzgarlı havaya rağmen yeni bir yere gelmenin ve arkadaşımıza kavuşmanın mutluluğu anlatılamaz.

Rüzgarın sebep olduğu beyaz köpüklü dalgaların, tepedeki güneş eşliğinde sahil boyunca kumlara vurması bizi o kadar dinlendirdi ki, yol  yorgunluğunu unuttuk.

Güzelçamlı oldukça uzun ve tertemiz bir sahile sahip. Köy ahalisi dışında yaz kış yaşayan belli bir nüfusu var, genelde emekli olmuş ya da iş hayatını bırakmış, sakin bir yerde yaşamayı seçmiş kişi sayısı epey fazla. Sabah erken başlayan hayat, herkesin birbirine günaydın, merhaba demesiyle daha da keyifli oluyor. İşte özlemini çektiğimiz temiz ve huzurlu bir yaşam. Eski mahallelerde de böyleydi, herkes birbirini tanır selam verirdi. Şimdi ise büyükşehirlerde, elindeki telefondan kafasını kaldırmayan, sevimsiz ve bir o kadar ruhsuz çok katlı binalarda, komşusunu tanımayan insanlarla aynı havayı soluyoruz maalesef. Hatta plazalar daha da kötü, asansöre binerken merhaba, günaydın demeyi bilmeyen, güya eğitimli beyaz yakalılarla dolu her yer. Neyse enerjimi bozmayayım 😊 Günaydınlaşmayla başlayan sabahlar, horoz ve kuş sesleriyle bölünse de yoğun betonlaşmaya rağmen gördüğüm kadarıyla insanlar mutlu yaşıyor Güzelçamlı’da.

Merkez’den yaklaşık 1 km. yürüme mesafesinde vardığımız “Dilek Yarımadası ve Büyük Menderes Deltası Milli Parkı” görülmeye değer bir alan.

Parkın girişinde tabelada yazanlar çok şey anlatıyor ; “ Orman, Su varsa Hayat var ” Milli park yaklaşık 28.000 hektarlık bir alanda yer alıyor. Yaya girişi ile birlikte araç girişi de mevcut olan parkta rahatça yürüyebilirsiniz. Ancak geniş bir alana yayılan park, doğal ormanlık arazinin içinde yer aldığından yabani hayvanların sayısı epeyce fazla, özellikle yabani domuzla her an karşılaşabilirsiniz.

Bu nedenle tek başınıza yürümeyin derim. Kuş seslerinden kendi konuştuğunuzu duyamaz şekilde yürürken, bilgi tabelalarından öğrendik ki Milli Park’ta 256 kuş türü görülebiliyormuş. Eskiden ceylanların da görüldüğü ormanda artık ceylan olmadığını duymak bizi üzdü. Piknikçilere üzücü ancak doğa için sevindirici bir bilgi de eskiden mangal izni varken, artık yasakmış. Çok şükür ki yasak.

Yaya ve bisiklet giriş ücretinin 4 TL, araç ücretinin ise 10 TL  olduğu parkın akşam kapanış saati 19.00. Zaten 16.00 dan sonra araç alınmıyormuş. Belki yaz döneminde bu saatler değişiyordur, sormakta fayda var. (Milli Park Telefon : 0256 614 10 09)

Milli Park içindeki koylar, giriş kapısındaki tabelaya göre ;

Birinci koy > İçmeler 1 km

İkinci koy > Aydınlık 5 km

  • Kanyon 6 km ( burası yürüyüşçüler için ideal bir alan, burayı biraz kalabalık olunca ve grupla gezmekte fayda var. Güneşin girmediği, dik kaya tırmanışlarının yapılabildiği, orman içine doğru yürüyüş parkurundan oluşan Kanyon’a, oldukça heyecan verse de, teçhizat ve ekip olmadan girmek akıllıca olmaz.

Üçüncü koy > Kavaklı Burun 7 km

Dördüncü ve en uzak olan koy > Karasu 11 km

Her bir koyun muhteşem denizi var. Yemek içmek konusunda sorun yok, uygun fiyatla işletilen yerler yaz boyu açık. Ancak piknik yapmak isterseniz, siz de yanınıza yiyeceğinizi alabilirsiniz.

Denizi sağınıza alıp parkın içinde yürümeye başladığınız anda geçen arabalara gürültü yaptıkları için kızıyorsunuz. Ancak araçsız park içinde yer alan koylara ulaşmak neredeyse imkansız. Aracınızın olmaması sorun değil, belli aralıklarla minibüs seferleri yapılıyor. (Güzelçamlı minibüs durak telefonu: 0256 646 10 78)

Yaya gitmiş olsanız bile sizi alacak bir minibüs mutlaka buluyorsunuz, şöförler bu konuda çok dikkatli. Zaten jandarma bölgesi olduğu için park içinde bulunan karakol 24 saat parkın güvenliğini sağlıyor.

Milli Parkın girişine doğru, denizi sağınıza alarak yürürken, yolun sol tarafında Zeus Mağarası kalıyor. Mağaranın girişini gösterir tabela yolun tam ortasında olduğundan kaçırmanız mümkün değil. Mağaranın girişi ağaçlıklı kısacık bir yol ve maalesef ziyaretçilerin kötü kullanması nedeniyle biraz bakımsız. Bu kısacık yürüyüş sonrası ağaçların arkasında kalan mağara nefesinizi kesecek kadar güzel. Kayaların arasında içme suyu berraklığındaki buz gibi suya ulaştığınızda suya atlamamak için kendinizi tutmak zorunda kalabilirsiniz.

Güneş, Güzelçamlı’da çok güzel batıyor. Milli Park’tan çıkışta açlık hissederseniz eğer, yolunuz üstünde yer alan restaurantlarda güneşin batışını izlerken bir şeyler yiyebilirsiniz. Henüz kalabalık olmadığından Keyf-i Restaurant’ın güleryüzlü ve misafirperver çalışanlarının yaptığı mis gibi köpüklü kahvelerimizle güneşi batırmak ayrı bir keyif oldu bizim için.

Güzelçamlı’nın tam karşısı Samos adası. Havanın yağıp yağmayacağını da, eskilerin deyimiyle anlayabiliyorsunuz. Gülüm’ün annesi Sevim Teyze’den öğrendiğimiz şu sözlere göre biz de günümüzü Samos üstündeki bulutlara göre planladık, inanın abartmıyorum. “ Bulut geldi Aydın’a git işine kaydına, bulut geldi adaya, al yorganı gir odaya” Yani Samos adasının üstünde bulut varsa kaçarı yok, yağmur geliyor.

Güzelçamlı’nın etrafında da birçok gezilecek, görülecek yerler, yapılacak şeyler var. Bir kere yol kenarlarında muhteşem dut ağaçları mevcut. Bu sene duta doydum diyebilirim. Yolda giderken fazla süratli olmazsanız rahatlıkla dut ağaçlarını fark edersiniz, ancak mevsime dikkat. Siz gittiğinizde dutlar bitmiş olabilir.

Bir akşam Gülüm’ün önerisi ve rehberliğinde gittiğimiz Ağaçlı Köyü’ndeki “Hotel Castle” bizi büyüledi. Tepeye kurulmuş bu butik oteli, sahibi Sabahattin Bey sanat eserine dönüştürmüş. 8 odası var ve her bir oda mitolojiden aldıkları isimleriyle anılıyor. Odaların döşemesi ve verdiği enerji o kadar güzel ki, kalmasanız bile, o tarafa yolunuzu düşürüp, yemek yiyebilirsiniz. Ancak önerim akşam saati gitmeniz. Gitmeden önce oteli aramanızda ve bilgi almanızda fayda var, çünkü otelin bahçesinde sıklıkla organizasyon yapılıyor, davetler veriliyormuş.

Caferli Köyü’nde yer alan Antik köy adlı işletme biz gittiğimizde kapalıydı, birkaç fotoğraf çekip geri döndük.

Yayla Köyü’nde “Gülperi Abla’nın Yeri “ nde yediğimiz kızartma ve odun ateşindeki kavurmanın tadı hala damağımda. Gitmek isteyenler için adres ve telefon : Gülperi Hanım – “Gülperi Abla’nın Yeri “ Yayla Köyü No:7 Kuşadası Tel: 0544 772 69 54

Ağaçlı Köyü’nde Tıralı Kahvaltı Evi’nde muhteşem manzaraya karşın çok da lezzetli olmayan bir kahve içtik. Kahve kötü olsa da muhabbet ve manzara yetiyor insana.

Yine yakında yer alan Davutlar köyü, farklı bir yer. Denize uzak ancak çok güzel bir pazarı var. Taptaze sebze ve meyveye hasret biz şehirliler için bulunmaz bir yer. Aşağıdaki resimde yer alan mor renkli çiçek “enginar”, ben ilk defa gördüm , belki benim gibi daha önce enginarı böyle görmeyenler varsa diye buraya aldım, rengine ve şekline bayıldım.

Yemek anlamında Güzelçamlı’nın nesi meşhur derseniz, çok fazla şey söyleyemem, ancak otlu pidesi çok ama çok lezzetli. Değişik olduğu için bunu söyledim, yoksa kavurmalı pidesi de harika. Yalçın Usta – Yenipazar Pidecisi olarak geçiyor. Telefon: 0545 468 89 63 – 0232 646 13 34

IMG_8674
Otlu Pide

Nehir Pastanesinin kurabiyeleri çok taze, simidi çok lezzetli. Sebze-meyve pazarı, her hafta Pazartesi merkezde kuruluyor.

Merkezden sahile doğru, yazlık evlerin arasından yürüdüğünüzde, marinaya gelirken balık satış yeri var. Taze ve günlük balık bulabilirsiniz. Aynı yerde, Şahika Otel yer alıyor. Mekanda , yiyecek içecek servisi oldukça makul fiyata mevcut. Şahika Otel’in önündeki kumsalda tertemiz denize rahatlıkla girebilirsiniz.

Şahika Otel’i arkanızda bıraktığınızda, dev gezi tekneleri ve devamında sahil boyunca yürüyüş parkuru var. Gezi teknelerini biz çok kalabalık ve gürültülü olduğunu bildiğimiz için tercih etmedik ancak bu sezon fiyatı 50 TL idi.

Sizde eğer, harika bir denizde kulaç atmak, muhteşem bir milli parkta gezmek isterseniz yapacağınız şey belli, kendinize uygun kalacak yer ayarlayın ve Güzelçamlı’ya gidin.

Şimdiden iyi gezmeler & iyi tatiller.

Ebru Uçku

Haziran 2017

img_8674-e1500652960893.jpg
Reklamlar

Kuşadası – Güzelçamlı” üzerine 4 yorum

  1. Harika bir yazı olmuş özellikle şu anda yaşamış gibi oldum o anlarda sanki yanında gibi hissettim kendimi 🙂 Kalemine sağlık 🙂 Hem yazı yaşatan hem de insanı güneşle kıpır kıpır eden bir yazı olmuş 🙂 Yeni yazıları heyecanla bekliyoruz 🙂

    Beğen

  2. Çok sık giderim denizi, milli parkı akşamları çay bahçeleri ve gün batımıni.izlemesi çok keyifli bir yerdir gerçekten kalbine sağlık. ( Yoga tulay)

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s