Fethiye

 

IMG_9005

Güzelçamlı’da dolu dolu geçen bir haftadan sonra, uzun yıllar önce gittiğim Fethiye’ye rotamı çevirdim. Gezilerimin en güzel tarafı yakın dostlarımla gerçekleşmiş olması. Ben öyle tek başına seyahat etmeyi sevenlerden değilim. Etrafımda arkadaşlarım olursa o gezi bana daha keyifli gelir. Ya, İstanbul’dan 2-3 kişi birlikte çıkarız ya da bu sene yaptığım gibi gittiğim yerleri dostlarımın yaşadığı yerlere göre planlarım. Fethiye tatili de böyle gerçekleşti. Hazır Kuşadası’na gitmişken oradan yaklaşık 5 saatlik bir yolculukla Fethiye’ye yerleşmiş arkadaşım Hülya Şafak’a misafir oldum.

Maalesef Kuşadası’ndan Fethiye’ye direk giden araç bulamadığım için, Güzelçamlı’dan Söke, Söke’den Aydın, Aydın’dan Fethiye’ye ulaştım. Fethiye’ye, güler yüzlü muavini ve Türk kahvesi ikramı olan Pamukkale’nin konforlu aracıyla gittim. Yol boyunca birkaç yerde, polis ve jandarmanın kimlik kontrolü nedeniyle dursak da, sakin bir yolculuktu. Tabi bahar sürprizi yağmur, benimle birlikte Fethiye’ye geldi ve mis gibi toprak kokusuyla Hülya’larla buluştum.

Hülya Şafak, profesyonel bir fotoğrafçı. Arkadaşım diye söylemiyorum muhteşem fotoğrafları var. Aynı zamanda konunun tekniğini de iyi bildiğinden tam anlamıyla işini iyi yapan bir sanatçı. Aslında bu yeteneği dayısı Veysel Gençten’den geliyor sanırım.  Veysel Gençten, fotoğraflarını özel bir teknikle çekiyor. İnanılmaz eserleri var, bir o kadar da mütevazi ve dünya tatlısı. FEFSAD Fethiye’de fotoğraf seminerleri ve kursları veriyor. Eğer yolunuz düşerse ve fotoğraf ile ilgileniyorsanız uğramadan geçmeyin derim. Otomatik kamera ve telefonunu eline alan bizler, fotoğrafçıyım diye geçinirken gerçek fotoğrafçılar ağızlarını bile açmıyorlar. Haksızlık değil de nedir  şimdi bu.

Neyse Türkiye’yi başka sefere kurtarırız bu sahte fotoğrafçılardan 😊diyerek biz devam edelim.

Bu kısa aradan sonra Fethiye’de gezdiğim yerlerden kısaca bahsetmek istiyorum size. Öncelikle söylemeliyim ki, Fethiye oldukça büyük bir yer. Şehir olacak kadar büyük ve Türkiye’nin en güzel tarihi alanlarına, deniz ve plajlarına çok yakın mesafede. Bununla da bitmiyor, Fethiye’de yüzmenin dışında dalış yapabilir, ormanda yada sahilde yürüyebilir, dağ tırmanabilir ve dağdan paraşütle atlayabilirsiniz. Çünkü muhteşem heybetiyle Babadağ Fethiye’de. Sahilde siz yürüyüş yaparken denizde birkaç metre açıkta kocaman deniz kaplumbağalarını görebilir, hatta denizde onlarla yüzebilirsiniz. Bir hafta gibi kısa sürede bu kadar fazla aktivitenin ve muhteşem koyların olduğu Fethiye’de her yeri göremesem de gittiğim yerleri fotoğraflarla buraya aldım.

IMG_8916

İnsanlar deniz kaplumbağalarını rahatsız etmediği sürece kıyıya kadar geliyorlar. Tabi siz yine de tedbirli olun, çocuklarınızı yüzerken yalnız bırakmayın, ne olur ne olmaz, yüzerken kocaman yaratıklarla karşılaşmak çocuklar için korkutucu olabilir, çünkü doğal olarak eğer insanlardan rahatsız olurlar yada zarar görürlerse  onlarda kendilerini korumak adına ısırabilirler.

IMG_8980

Fethiye’de her yer birbirine yakın, yeter ki çok sıcak olmasın ve siz yürümeyi sevin. Ancak aşırı sıcakta güneşin altında yürümek tam bir intihar olur, çünkü güneş çok yakıcı. O nedenle sabah erken yada akşam saatlerinde büyük keyifle yürüyebileceğiniz yürüyüş parkuru var ve denizin mis gibi kokusunu içinize çekerek, uçsuz bucaksız maviliği izleyerek yürüyebilirsiniz. Yanınıza yürüyüş ayakkabısı almanızı öneriyorum.

Fethiye, gördüğüm kadarıyla çok fazla göç almış oldukça kalabalık bir ilçe. İnsanlar hakkında yorum yapabilmek için uzun süre kalmak gerekir ancak ön izlenim olarak ve üzülerek söylemeliyim ki karşılaştığım bazı kimseler oldukça duyarsız ve asık suratlı. “Günaydın” ve “iyi günler” küçük yerlerde en sık duyduğum ve duymaktan da mutlu olduğum kelimelerdir, maalesef Fethiye bu konuda sınıfta kaldı. Sabah spor yapanlar bile mutsuz, kimse gülmüyor ve kimse karşısından gelene selam vermiyor (yada belki benim karşılaştıklarım asık suratlıydılar). Onları görünce “demek ki Fethiye büyükşehir olmaya aday yerlerden biri” diye düşünmeden edemedim. Neyse, bu o kişileri bağlar diyerek noktalıyorum ve güzel Fethiye’nin geleceği için “umarım düzelir” diyerek iyi niyetle dileğimi kullanıyorum.

Güzel olan bir şey de var , o da sokak köpekleri; onlar o kadar mutlular ki, herkesin peşine takılıp oynayarak gün geçiriyorlar. Sanırım bunda küçük yerde yaşamanın verdiği huzurun yanı sıra bahçelerine su ve mama koyan  yüreği güzel insanların etkisi var.

IMG_8927

Merkezde pek çok markanın satıldığı mağazaların yer aldığı büyük bir alışveriş merkezini görmek beni en şaşırtan şey oldu. Aslında çok da şaşırmamak gerek, genç nüfusun yaşadığı Türkiye ideal bir tüketim merkezi durumunda. Mantar gibi çoğalan AVM’lere her gün yenileri ekleniyor. Yine de açılmaya devam ediyorlar. AVM’nin dışında aradığınız ve aklınıza gelebilecek her şey  merkezde var. Biz ev yemeği yiyenlerden olduğumuzdan dışarda yemek yemedik ancak her gittiğim yerde mutlaka lahmacun aklıma gelir ve denerim. Burada da geleneği bozmadım ve Sahil Lokantası 2’de acılı lahmacun yedim. Çok lezzetliydi, rahatlıkla tavsiye ederim. Sıcak bir günde oturduğumuz Saliha Hanım dondurmacısını da her gidene tavsiye ediyorum. Pek çok yerde şubesi varmış. O kadar lezzetli ki yedikçe yiyesiniz geliyor. Hoşuma giden bir şeyde, cimrilik yapmadan külaha dondurmayı neredeyse bardakla doldurmaları. Buraya yazarken bile ağzımın suları aktı 😊

Kuşadası’na göre denizi oldukça tuzlu, o nedenle deniz gözlüğü kullanılabilir, bazı yerlerde deniz taşlık olduğu için deniz ayakkabısı alınabilir.

Halk plajı olarak Çalış Plajı renkli şemsiyeleriyle, uzun ve geniş kum plajıyla akılda kalıcı. Ben Çalış’ta denize girmedim ancak sakin plajda oturup, oynayan köpekleri videoya çektik.

Çalış plajının tam karşısına denk gelen Şövalye Adası üzerinde kimlere ait olduğunu bilmediğim evler ve sanırım bir kısmı otel olan beton yapılar mevcut. Bana sorarsanız kötü bir görüntü.

Üzücü olan bir durumda yabancı turistin yok denecek kadar az olması. İnşallah en kısa zamanda turizm eski canlılığına kavuşur. Tabi işimiz inşallah kelimesine bağlamak yerine, birlik beraberlik içinde çalışmak lazım. Yoksa pek çok işletme bir sonraki seneyi göremez. Türkiye’nin doğal ve tarihi güzelliklerini daha fazla insanın görmemesi yeterinde üzücüyken, bir de işletmelerin kapanma tehlikesi yaşaması tedirgin edici bir durum.

Fethiye’de çalış plajının dışında denize girilebilecek bir çok yer var. Fethiye yarımadası etrafında yer alan içme suyu berraklığında denizin olduğu koylar, Aksazlar, Letonia, Küçük Samanlık, Büyük Samanlık, Kuleli, Büyük Boncuklu, Küçük Boncuklu merkeze en yakın koylar. Merkezde denize girilmiyor, zaten merkeze bu kadar yakın muhteşem koylar varken, kim merkezde deniz girer ki…

IMG_9061

Fethiye yarımadasında hafif virajlı yolda, muhteşem yeşil ve maviyi görmek her seferinde nefesinizi kesecek.

IMG_9053

Ölüdeniz tarafı da denize girmek için eşsiz güzellikte… Ölüdeniz’den hemen önce yer alan Belcekız plajı duş imkanı ve kabinleri ile oldukça rahat bir plaj.

Yukarıda yazdığım gibi Fethiye o kadar büyük ki, gez gez bitmez. O yüzden eğer giderseniz ve denizin dışında etrafı da gezmek isterseniz araba kiralamanızı tavsiye ederim.

Veysel dayının rehberliğinde Kayaköy’ ü ziyaret ettikten sonra , IMG_9126

St.Nikola (Noel Baba) Adası, Gemiler Koyu, Akvaryum Koyu, Darboğaz’ ı tepeden görüp fotoğrafladığımız denizden 600 mt. yüksekteki yer, unutulmazlar arasında. Manzara çok güzeldi.

IMG_9107

Ölüdeniz’i tepeden izleme imkanı olan yer Babadağ’ın alt kısmı, Babadağ’ın tepesinden atlayan paraşütçüler gökyüzünde minik kuşlar şeklinde süzülürken biz fotoğraflarımızı çekmenin keyfini yaşıyorduk. Ve ben, Veysel dayının tüm ısrarlarına rağmen, son yıllarda edindiğim yükseklik korkuma yenik düşerek Babadağ’a çıkmak istemedim, evet biliyorum, çok şey kaçırdım…

Ölüdeniz’e hakim tepeye çıkarken nasıl bir manzara göreceğimi az çok tahmin ediyordum ancak Likya Yolu’nun başlangıcının orada olduğunu bilmiyordum. Binlerce yıllık geçmişiyle Likya Yolunu görmek çok heyecan verici.

Bir diğer görülmesini önerdiğim yer Faralya’daki Kelebekler Vadisi. Tam tepeden fotoğraf çektiğim o noktaya,  tüm korkularıma rağmen oturmak günüme adrenalin ve renk katsa da yetti. Denizin mavisini tepeden görüntülemek  unutulmaz anlardan biri oldu benim için. Bizim bulunduğumuz noktadan denize yürüyerek inilebiliyormuş ancak sıcakta tavsiye etmem. Biz aşağıya inmedik, tepeden izlemek ve fotoğraflamak yetti. Denizin mavisinin bambaşka göründüğü Kelebekler Vadisi’ni mutlaka görün derim. Ancak yürüme niyetiniz varsa sabah erkenden yola çıkmanızı öneririm.

1 Haziran’ı hem adrenalin, hem tarih hem de manzara ile yaşayınca günü muhteşem Belcekız plajında tamamlamak için Ölüdeniz istikametine yöneldik. Belcekız plajı Ölüdeniz’den önce yer alan oldukça rahat, kum bir plaj. Daha önce Ölüdeniz’e gittiğim için bu sefer denize Belcekız’da girdik.

IMG_9130

Benim tatilim içinde olmazsa olmazımdır, mutlaka tarihi yerleri görmek isterim, tabi eğer o bölgede tarihi kalıntılar varsa. Bu sefer de şans yüzüme güldü, Hülya ve Veysel dayı benim Tlos antik kentini görmem için güzel bir program daha yaptılar. Yeri gelmişken sevgili Hülya Şafak ve dayısı Veysel Gençten’e gösterdikleri güler yüz, misafirperverlik ve rehberlik için teşekkürler. Bakalım Fethiye hakkında yazdığım bu satırları, amatörce çektiğim kareleri beğenecekler mi ? 🙂

Tlos maalesef tanıtım eksikliği mi bilmiyorum pek duyulmamış önemli bir Likya yerleşimi. Akdağların önünde geniş Eşen vadisine hakim tepede yer alan Tlos kenti, antik tiyatrosu, kalesi , stadyumu,  muhteşem kapısı, duvar kalıntıları ile yerli yerinde ziyaretçilerini bekliyor. Yaka Köy sınırları içinde yer alan bu eski şehir, sunduğu eşsiz manzara ile gerçekten büyüleyici. 5 TL giriş ücreti var, müze kart geçerli.

Yaka Köy’e gitmişken Yaka Park adında güzel bir işletmeden bahsetmemek olmaz. Dağdan gelen buz gibi suyu havuzlara şelale sistemiyle toplamışlar ve güzel bir dinlenme mekanı yapmışlar.

Hatta bu soğuk suyun içinde bir süre durabilirseniz yeme içme bedava diye de bir rivayet var.

IMG_9299

Uğramanızı tavsiye ederim. Biz de fotoğraflarımızı çektik ve ağaçların altında suların serinlettiği alanda mola verdikten sonra yolumuza devam ettik.

IMG_9313

 

Yukarıda yazdığım gibi, araba olmazsa detaylı gezemeyeceğiniz kadar büyük olan Fethiye, bir kereden fazla ziyareti  hak ediyor. Kısada olsa Hisarönü ve Göcek tarafına da direksiyonu çevirdik. Hisarönü küçük bir İngiltere, Türkçe yazı neredeyse yok. Göcek ise marinası ve evleriyle birkaç saatinizi geçirebileceğiniz bir yer.

Mükemmel doğa umarım insanların elinde yok olup gitmez. Gözlemlediğim olumlu olumsuz şeyleri burada kısa da olsa yazmaya çalıştım. Gerçi güzel şeyler her türlü olumsuzluğu örtüyor ve aklımızda sadece güzellikler kalıyor, yine de önemli bir konuyu sona bıraktım.

Maalesef turistik olan yerlerin kaderidir, çok fazla işletme var, her yer de İngilizce tabelalar, birbirine karışan bangır bangır müzik, gencecik insanların ellerinde nargileleri ile oturduğu duman altı olmuş kafeler…. Bunlara ek olarak büyük kısmı parsellenmiş, giriş veya otopark parası ödediğiniz, şezlong parası, yeme içme parası derken şaşırıp kaldığınız koylar. Özel işletmenin elinde olmayan yerler ise  insanların doğaya ve çevresine karşı duyarsızlığı yüzünden maalesef çöp içinde. Dağın yamacında, deniz kenarında, ağaç gölgesinde kısaca uğradığımız çoğu yerde çöp yığınları, pet şişeler… Belki de bu nedenle güzelim koyların ücretli yapılması  doğru bir çözümdür.

Tabi ki olumlu yanı da var bu işin, ücret alıyorlar, karşılığında tertemiz tutup koruyorlar. Umuyorum ve diliyorum ki insanlar bilinçlensin, doğaya sahip çıksın. Örneğin, Fethiye Yarımadasında Küçük Boncuklu koyundaki Help Beach özel işletme mantığını onaylamasamda, ağaçların arasında harika bir plaj. Yeme içme karşılığında şezlonga ücret ödemiyorsunuz. Eğer kıyıya kadar gelen su kaplumbağaları ile yüzmek isterseniz tertemiz ve keyifli bir plaj olan  Help Beach’e uğrayın derim.

Fethiye’den ayrılma zamanı gelip çatınca, atladım uçağa geldim evime. Dalaman havaalanı önceki gelişimden bu yana geçen zamanda yenilenmiş. Gerçi ben eski halini, palmiyeler arasından yürüdüğüm yolu seviyordum ancak bu hali de fena olmamış.

Seyahatlerin en güzel yanı, insanın dönecek bir evinin olması. Ben gidişleri ve ayrılıkları  kavuşma olduğu için seviyorum. Umarım gezileriniz sevdiğiniz yere ve kişiye dönecek şekilde olsun.

IMG_9217

Mutlu ve geziyle kalın.

Ebru Uçku

Temmuz 2017

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s